Pandemi ile birlikte ortaya çıkan ve denetim yetersizliği sebebiyle yaygınlaşan “çantasını alıp eve gelen” ve her türlü serum tedavisini doktor onayı olmadan uygulayan bireysel kişilerin arttığını görüyoruz.
Bu ruhsatsız ve denetimsiz hizmetin yaygınlaşması yalnızca denetim eksikliği değil; aynı zamanda bu hizmeti “ucuz” diye tercih edip, hiçbir yetkisi olmayan kişilere kendi üzerinde tedavi uygulatma riskidir. Vatandaşların evde tedavi alırken sorması gereken ilk belge, kurumun “Evde Bakım Merkezi” ruhsatıdır.
Cevap çok net: Hayır. Hekim reçetesi olmayan hiçbir tıbbi sıvı (serum) veya ilaç, ev ortamında bir hemşire tarafından uygulanamaz.
"İlaç Değildir" Yanılgısı: Halk arasında "vitamin serumu", "atom" veya "sarı serum" olarak bilinen uygulamalar masum birer takviye gibi görülür. Oysa damar yoluyla verilen her sıvı; elektrolit dengesini, tansiyonu ve kalp yükünü doğrudan etkiler.
Hukuki Sorumluluk: Bir hekimin yazılı talimatı (reçetesi) olmadan ilaç uygulamak, TCK kapsamında "yetkisiz tıbbi müdahale" ve "diplomanın kötüye kullanılması" suçlarını teşkil edebilir.
Bireysel çalışan ve hiçbir kuruma (Evde Bakım Merkezi) bağlı olmayan kişiler, denetim mekanizmasının tamamen dışındadır.
Malpraktis ve Sahipsizlik: "Çantacı" olarak tabir edilen kişi serumu takıp gittikten sonra bir alerjik reaksiyon, damar iltihabı (flebit) veya kalp yetmezliği gelişirse muhatabınız kimdir? Bu kişilerin ne bir kurumsal güvencesi ne de malpraktis sigortası vardır.
Ekipman Yetersizliği: Olası bir anafilaktik şok (şiddetli alerji) durumunda hastanın hayatını kurtaracak acil müdahale kiti (adrenalin vb.) ve bu süreci yönetecek bir hekim desteği bu kişilerin yanında bulunmaz.
Hijyen ve Saklama Koşulları: Çantada taşınan ilaçların hangi sıcaklıkta korunduğu ve sarf malzemelerinin sterilitesi tamamen o kişinin insafına kalmıştır.
Buradaki temel yanılgı, "teknik beceri" ile "tıbbi yetki/sorumluluğu" birbirine karıştırmaktır.
Bir kişinin hemşire olması, her yerde ve her koşulda serum takma hakkına sahip olduğu anlamına gelmez. Evde tedavi uygulaması için iki temel kriter şarttır:
Hemşirenin ruhsatlı bir Evde Bakım Merkezinde çalışıyor olması.
Tedavinin bir hekim reçetesi/onayıyla uygulanması.
Sağlığınızı emanet ettiğiniz kişi veya kurumun yetkinliğini ölçmek için şu soruları mutlaka sorun:
1. Kurumunuz Sağlık Bakanlığı Onaylı mı? Mevzuata göre bireysel bir hemşire veya sağlık kabini personeli tek başına evde serum takma yetkisine sahip değildir. Hizmeti yalnızca ruhsatlı merkezler sunabilir.
2. Süreci Yöneten Bir Doktorunuz Var mı? Seruma eklenecek ilaçların dozunu ve içeriğini yalnızca bir hekim belirleyebilir. Sadece reçete de yetmez; merkezin sorumlu doktoru hastanın güncel durumunu takip etmelidir.
3. Uygulama Öncesi Vital Bulgularım Kontrol Edildi mi? Ateş, nabız, tansiyon ve şeker değerleri ölçülmeden başlanan bir tedavi, hastanın mevcut tablosunu riske atabilir.
4. Tıbbi Onam Formu ve Risk Bilgilendirmesi Yapıldı mı? Sağlık personeli, işlem öncesi sizi olası riskler (anafilaktik şok vb.) hakkında bilgilendirmeli ve yazılı onamınızı almalıdır.
5. Acil Durum Çantanızda Gerekli Ekipman Mevcut mu? Olası bir şok durumunda saniyeler hayati önem taşır. Personelin yanında adrenalin, antihistaminik ve diğer acil müdahale ekipmanları bulunmalıdır.
Bireysel çalışan kişilere serum taktırdığınızda sadece bir hizmet satın almazsınız; kontrolsüz bir riski evinize davet edersiniz. Unutmayın; gerçek bir sağlık profesyoneli, kurumsal denetim olmadan damar yolu uygulaması yapmayacak kadar meslek etiğine sahiptir.
Sevdiklerinizi "çantacılara" değil, yasal sorumluluk üstlenen profesyonel Evde Bakım Merkezleri'ne emanet edin.
Hukuki ve tıbbi güvence için ruhsatlı merkezlerden destek alın:
Derneğimize Üye Sağlık Merkezlerine Ulaş